D&D"Yaşamak, ama ne için yaşamak. O'nun için yaşamak." DURALİ DURMAZ



Ziya Gökalp ve Ulusal Kültür-Uygarlık (1876-1924) (*) - Deli Coşar abinin izni ile açılmıştır..... - Blogcu
DURALİ DURMAZ

DURALİ

Kategoriler

manşetler

İSTANBUL HAVA

Kişisel web sitesi

16/3/2009 -- Ziya Gökalp ve Ulusal Kültür-Uygarlık (1876-1924) (*)

Kategori: Makale

Ziya Gökalp ve Ulusal Kültür-Uygarlık (1876-1924) (*)

 

Osman Hakan Hira

 

Ziya Gökalp Türkiye’nin en buhranlı ve değişmenin en hızlı zamanında yaşamış ve fikirlerini genellikle Durkheim’e dayamış bir Türk Sosyoloğu’dur. Gerek yaşadığı devrin, gerek sosyoloji bilgisi o sırada Anadolu ve Boğaziçi civarındaki Batılı Türkler için sistematik bir toplumsal değişme kuramını ya da kuramlarını geliştirmesini zorunlu kılıyordu.

Gökalp, işe sosyolojinin konusunu belirlemekle başlamıştır. Ona göre olaylar üçe ayrılıyordu: Uzvî (organik) hayatî olaylar, ruhî olaylar ve içtimaî (toplumsal) hayatî olaylar.

Ziya Gökalp sosyolojiyi, zümre dediği toplumları incelenmesine yönelen bir bilim olarak ele alıyor. İleride göreceğimiz hars zümresi ve medeniyet zümresi terimleri onun aslında ulusal toplum ile insanlık arasında yaptığı ayrımın bir belirtisi olarak ele alınabilir.

Gökalp bir anlamda evrimcidir. Bütün toplumların üç aşmadan geçtiğini kabul eder. Bu aşamalar sırasıyla Gökalp’in terimleriyle:

     1-Kavim Devri,

     2-Ümmet Devri,

     3-Millet Devri’dir.

Kavim Devri’nde, toplumda dil ve ırk birliği vardır. Toplumsal bütünlük bu yolla sağlanır. Toplumda ortak âdetler ve kurumlar vardır. Bu ortak noktalar, bir kavmin öteki kavimlerden farklı olan niteliklerini belirler. Ümmet Devri’nde toplumsal yapıya evrensel dinler egemen olmuştur. Evrensel dinlerin etkileri altına giren kavimler artık kendilerine özgü olan niteliklerini dolayısıyla kişiliklerini kaybeder. Millet (ulus) devrinde toplumlar, kendilerine yeniden kavuşurlar. Bu kişiliğin yaratılması, bir toplumun kendi bünyesindeki değerlerin yüksek bir uygarlık düzeyinde yeniden örgütlenmesiyle ortaya çıkar. Bu yönden son derece değerlidir.

Türk toplumunu yukarıdaki kuramına göre inceleyen Gökalp, tarihsel incelemelerde üç aşamalı bir yol izler:

     1-İslâm’dan evvel (kavim) devri,

     2-İslâm’da Türkler (Ümmet) devri,

     3-Modern Türkiye (millet) devri...

Gökalp,  Durkheim’in geliştirdiği, toplumsal bilinç fikrini, düşüncelerinin temel ilkelerinden biri yapmaktadır. Gökalp’te, toplumsal bilinç, ulusal bilinç haline gelmiştir. Böylece bir toplumun ulus olmasının en önemli koşulu olarak ulusal bilinci gelişmesini öngörüyor. Ve ulus tanımında, bireylerin iradelerine dayanma fikrini kabul ediyor.

Gökalp, daha sonra, asıl fikirlerini hars ve medeniyet ayrımına dayanarak açıklıyor. Hars, Ziya Gökalp’e göre ulusal kültürdür. Medeniyet, uygarlık ise bütün toplumları geliştirdikleri bir kültürel bütündür. Gökalp’e göre hars, bireyler de değerleri dolayısıyla ulusal bilinci geliştirir. Medeniyet (uygarlık) ise, bilimsel yaklaşımı ve aklı geliştirir. Hars insana idealler ve amaçlar verir. Medeniyet ise akılcı olmayı öğretir.

Gökalp, insanlık zümrelerinin ekiz etkinlik alanını belirler. Bunlar:

Dinî hayat, Ahlâkî hayat, Hukukî hayat, Aklî hayat, Estetik hayat, İktisadî hayat, Lisanî hayat, Fennî hayat’tır.

Gökalp’e göre hars hem medeniyeti, hem de bu sekiz hayatı birden kapsamaktadır.

Hars ile medeniyetin ayrıldığı noktalar ise şunlardır:

- Hars ulusaldır, medeniyet uluslararasıdır. Hars (hers) bu sekiz etkinlik  alanının yalnız bir ulusa özgü niteliklerini belirtir.

  - Medeniyet yapaydır ve bireylerin iradî olarak yaptıkları davranışlar sonunda ortaya çıkar. Buna karşılık hars, bireylerin irâdesi ile meydana gelmemiştir. Yapay değildir.

  - Medeniyet harstan doğar. Fakat medeniyetin fazla gelişmesi bazen bir ulusun harsını bozar. O zaman dejenere milletler ortaya çıkar.

  - Hepsi kuvvetli, fakat medeniyeti zayıf bir ulusla, harsı bozulmuş, fakat medeniyeti yüksek olan başka bir takım, siyasal mücadeleye girince harsı kuvvetli olan ulus daima galip gelmiştir.

  Gökalp, harsa bir ulusun güzel sanatlarının, ahlâkının ve hukukunun temeli olarak bakar. Medeniyet ise, bilim ve teknik kaynağıdır.

  Gökalp; Türkçülük akımı içerisinde bir ulusal sosyolojinin de temellerini atmak istiyor ve ulusal sosyolojinin yöntemini belirliyor. Buna göre ulusal sosyolojinin birinci kuralı ortak noktaları aramaktır. Burada ortak dil, ortak kültür aranmalıdır. İkinci kural uzlaştırma kuralıdır. Bu kural aynı köklere sahip olan insanların inanç ve ideallerde uzlaşmalarını gerektirir. Üçüncü kural kanıt getirme kuralıdır. Bu kural ulusal bilincin ve özelliklerin, dâhilerin sözleri-yazıları gibi belgelerle belirlenmesi demektir. Dördüncü kural ulusal emeğini belirtme kuralıdır. Bu kural, bir ulusun toplum şeklinin belirtilmesi demektir. Sürü (kavim) budur. (Ümmet) ya da ulus (millet) bu şekillerden biridir. Bu durumda toplumsal bilinç ortaya  çıkmıştır. Aristokrat budur; otokrat budur ve teokrat budur diye ayrılırlar. İşte bir ulusun bütün ve çeşidi bunlara göre belirlenmelidir. Gökalp toplumsal değişme (onun tabiriyle gelişme) bakımından endüstrileşmeye de gerekli yeri ve önemi vermektedir. Uygarlık tarihinin incelenmesinden, endüstrileşme  başlayıncaya kadar bir ülkede biliminde gelişeceğini öğrendiğimiz, bilimin endüstriden doğduğunu söylüyor.

- Ziya Gökalp her düşüncesini,eyleme dönüştürmek isteyen bir fikir adamıdır. Ulusal bilinç yaratmak için iki yol seçmiştir. Bunlardan birincisi o sırada mevcud olan çeşitli fikir akımlarının uyuşturulmasıdır. Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak yazısı bu uzlaştırma çabasının en güzel örneğidir. Gökalp, Türkleşmek ile Türk kültürünün geliştirilmesini, İslâmlaştırmak ile İslâm Dini’ne bağlı olunmasını, muasırlaşmak ile Batı medeniyetinin kabul edilmesini anlıyor. Ve bu akımları birbiriyle uzlaştıracak bir bütün elde ediyor. Gökalp’in ulusal bilinç yaratmak için seçtiği ikinci yol Türk ulusal kültürünü (onun değimi ile harsını) geliştirmektir. Bu amacında Türk dili, Türk estetiği, Türk ahlâkı, Türk hukuku gibi konularda incelemeler yaparak gerçekleştiriyor.

Eleştiri:

Hilmi Ziya Ülken, Ziya Gökalp’i dogmatik olmakla eleştirir. Hilmi Ziya’ya göre Gökalp fikirlerini dogmalar halinde öne sürmüş ve bu dogmalardan eylem için öneriler çıkarmıştır. Bu ise gene Ülken’e göre eski fetvacılık ruhunun Avrupai şekle bürünmesi idi. Gökalp, Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne yeni bir ulusal bilinç kimlik kazandırmak için çaba sarfetmiş ve bu çabasında da başarıya ulaşmıştır.

 

Gökalp Sosyolojisinde Aydın Yapısının Yapısı:

20. yüzyıl Türk sosyolojisi, Gökalp ağırlıklıdır. Dönemi, Cumhuriyetinde ideolojisini oluşturan ulus-devlet sürecinin restorasyonudur. Çünkü gelenekçi Osmanlı Toplumu ümmet ideolojisini sürdürmüş, millet-olma(netion- building) gerçeğini dışlamıştır. Oysa batı 500 yıl önce ulus-devlet olma aşamasına yükselmiştir.

Gökalp sosyolojisi, ümmetten millete geçişin atılımlarını oluşturur. Bunun içinde ilkin toplumun yönlendiren aydın sınıfın halkıyla bütünleşmesi ve millileşmesi gerekir. Osmanlı Patrimoniol yönetim biçimi kozmopolit bir aydın tabakanın yönetimi altındadır. 19. yüzyılın ilk yarısında, Batı’da sosyoloji bilimsel bir disiplin olarak doğuyordu. Osmanlı’ya yansıması ve biçimlenmesinde bir toplumsal aktör olarak Gökalp önemli rol oynuyordu. Fransız Devrimi ile başlayan ulus-devlet oluşumları Balkanlara kadar uzanmış, 1847-1849 yılları arasında Lehistan ve Macaristan’da başlayan millileşme akımları, Rusya ve Almanya’nın baskıları sonucu, 1849 yılının Ağustos ayında binlerce Leh-Macar, hatta İtalyan kökenli mültecilerin ülkemize sığınmasına yol açmıştır. Bu mültecilerin önemli bir kesimi, ülkelerinde ulus-devlet oluşumunu hazırlamak isteyen üst düzey seçkinlerdi.

 

(*) Mukaddim’den…

 

Aylık Dergisi Sayı: 11

en ilginç YORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

<<<<<-----------SON SAYFA<---->SONRAKİ SAYFA -------------->>>>>

son dakika haber FRANSIZ AKADEMİSYEN RUDY ANDRIA: “DOĞRUDAN ENERJİ VE NÖRO

son dakika haber FRANSIZ AKADEMİSYEN RUDY ANDRIA: “DOĞRUDAN ENERJİ VE NÖRO

son dakika haber Zere’den Mirzabeyoğlu’na kadar Ertosun klasiği

son dakika haber İnsan zihni kontrol altında mı?

son dakika haber Benim Başıma Gelen Her Ân, Herkesin Başına Gelebilir

son dakika haber Prof. Salim ÖĞÜT Yaşar Nuriyi Yerden Yere Vurdu:

son dakika haber ‘Mirzabeyoğlu Canlı Canlı Mezara Gömülmek İsteniyor!’

son dakika haber “İLİM VE İRFAN BABASI” İMAM-I AZAM EBU HANİFE’

son dakika haber Uluslararası Hukuk ve Terörizm

son dakika haber Gizli telkinle Kur'an terapisi nasıl olur?

son dakika haber Bir İmaj Cemaati

son dakika haber MAHBUB’ÛL AŞIKÎN (AŞIKLARIN SEVGİLİSİ VE ESMA-İ NEBÎ)

son dakika haber Hanedanın Sürgün Öyküsü

son dakika haber Patanili direnişçiler ilk kez konuştu

son dakika haber Bir Hikmet Notu İLM-İ LEDÜN VE İBDA (*)

son dakika haber Hangi Ahlâk Hangi Hukuk?

son dakika haber JİN

son dakika haber MİRAÇ

son dakika haber “Önümüzdeki Dönemde Çeçenistan’la Beraber Bütün Kuze

son dakika haber “Sana Musa’nın kıssası erişti mi?”

son dakika haber Râmuzu’l-Ehâdis’den:

son dakika haber EHLİ SÜNNETTEN AYRILMAYIN!

son dakika haber ABDÜLKÂDİR CEZÂYİRÎ

son dakika haber Anadolu`nun genleri dünya haritası gibi

son dakika haber Erkeklerden ayrı okuyan kızlar daha başarılı

DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON
DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON
DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON
DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON