D&D"Yaşamak, ama ne için yaşamak. O'nun için yaşamak." DURALİ DURMAZ



Medine Müdafaası’nda Fahrettin Paşa - Deli Coşar abinin izni ile açılmıştır..... - Blogcu
DURALİ DURMAZ

DURALİ

Kategoriler

manşetler

İSTANBUL HAVA

Kişisel web sitesi

13/3/2009 -- Medine Müdafaası’nda Fahrettin Paşa

Kategori: Makale

Medine Müdafaası’nda Fahrettin Paşa

 

Kısa Biyografi

1880 yılında Arnavutluk’un İşkodra kentinde doğdu. 1902 yılında Harp Akademisi’ni bitirdi. 1913’te, Çatalca Aşiret Süvari Tugayı’nın başında Balkan Savaşı sonrasında Edirne’ye kadar gelen Bulgar ordusunu püskürttü. I. Dünya Savaşı bittiğinde 3. Kolordu kumandanıydı. Sakarya Savaşı’nda görev aldı. 1921’de tümgeneralliğe yükseltildi ve Süvari Grup Komutanı oldu. Kurtuluş Savaşı’nın son yıllarında Uşak, Afyon, Alaşehir çevresindeki çarpışmalarda süvarileri büyük hizmet gördü.

 

I. dönem TBMM’de Mersin milletvekili olarak bulunuyordu ama devamlı cephede görev yapmaktaydı. II. Dönem TBMM’de gene Mersin milletvekili olarak yer aldı. Askerlik ve milletvekilliğini birlikte yürütmesi mümkün olmayınca M. Kemal’in isteğine uyarak meclisten ayrıldı ve orduda kaldı.

 

1944’te 1. Ordu Komutanlığı’na getirildi. Aynı yıl İran ve Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. Hazırladığı rapor anlaşmazlığın çözümlenmesinde etkili oldu.

 

1945’te, Yüksek Askeri Şüra üyeliği sırasında yaş haddinden emekliye ayrıldı.

 

1946-1950 yılları arasında Burdur milletvekilliği yaptı. 1950’den sonra siyasi hayattan da çekilerek İstanbul’a yerleşti. 26 Ekim 1974’de hayatını kaybetti. Mezarı, Ankara’daki Devlet Mezarlığı’ndadır.

 

Fahrettin Paşa’nın Eserleri

Türkiye İstiklâl Muhârebâtında Süvârî Kolordusunun Harekatı

 

İstiklâl Harbimizde Süvârî Kolordusu İslâm Dini On Yıl Savaşı ve Sonrası 1912-1922

 

Mukaddes Toprakların Büyük Savaşçısı

Milli mücadele kahramanlarımızdan biri de Fahrettin Paşa’dır. Birinci Dünya Savaşı’nın soylu

 

Fahrettin Paşa’ya 10 Mayıs 1916 günü, Cemal Paşa’dan bir telgraf gelir. Telgrafta Mekke Emiri’nin oğullarının durumu ve bunlara karşı alınabilecek önlemler anlatılmaktaydı. Emir Hüseyin ve oğulları, İngilizlerle birtakım oyunlar peşindedirler. Fahrettin Paşa’dan bu planları öğrenmesi ve acilen bildirmesi isteniyordu.

 

Fahrettin Paşa, teftiş bahanesiyle Medine’ye gider ve durumun önemini yakînen görür. Gerçekten de Emir Şerif Hüseyin ve oğulları, İngilizlerle birlik olmuşlar, Osmanlı üzerinde oyunlar plânlamaktadırlar.

 

Cemal Paşa, Fahrettin Paşa ile şifreli olarak haberleşiyor, oradaki durum hakkında bilgi alıyordu. Birgün Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti’ndeki ve Arabistan’daki sudan bazı sebepleri göstererek başkaldırır. Cemal Paşa durumun ciddiyetini anlayınca takviye kuvvetler gönderir. Şerif Hüseyin ihtilal beyannamesinde birçok asılsız iftira ve karalama öne sürer. Aslında bu iddiaların hiçbirinin dayanağı yoktur.

 

Cemal Paşa’nın üzerinde durduğu nokta, Hicaz Demiryolu idi.

 

Bu aynı zamanda Filistin cephesinin de ulaşım hattıydı.

 

Dolayısıyla önemi çok büyüktü. Bu hattın korunması için askerlerimiz çok fedakârca, ölümüne mücadele veriyorlardı.

 

İsyancılar hemen harekete geçmiş, çöldeki Osmanlı karakollarına baskın yapıyorlar, demiryollarını dinamitliyorlar, Mehmetçiği pusuya düşürerek öldürüyorlardı.

 

Arapların demiryolunu dinamitlemesi sonradan olan bir işti ve onlara bunu İngiliz casusu Lawrens’ın getirdiği müfreze öğretmişti.

 

Osmanlı ordusu, Medine’yi savunuyordu ama, Mekke ve Taif’e yetişemiyordu. Bundan dolayı isyanın ilk günlerinde bu yerler isyancıların eline geçti.

 

Çöl Aslanı

Çölde savaş, sadece düşmanla yapılmıyordu. Açlık, iskorpit, çekirge, humma vs. gibi birçok düşmanla mücadele etmek zorunda kalınıyordu. Fahrettin Paşa; askerin hem hocası, hem de doktoru idi. Onların hastalıklarına çareler arıyor, bulduklarını emir şeklinde duyuruyordu. Bütün bunların yanı sıra gıda yetersizliği de önemli bir sorundur. Hatta çekirge yenmesi için Fahrettin Paşa tarafından emir yayınlanır. Fakat başka bir sorun da çöl sıcaklığıydı. Güneş kumları cehenneme çeviriyor ve askerler güneş çarpmasından şehid oluyorlardı.

 

Şerif Hüseyin’in isyanı ile birlikte Osmanlı yönetimi de bu kişiyi görevinden azletmiştir ve yerine Şerif Haydar Paşa’yı tayin etmiştir. Devlet Şerif Haydar Paşa’dan çok şey bekliyordu. Amaç oradaki düzenin tekrar sağlanmasıydı.

 

Ancak yeni Emir, Fahrettin Paşa ile anlaşamıyordu. Çünkü kendisi de bir Arap’tı.

 

Dolayısıyla Arapların kırılmasını istemiyordu. Enver Paşa, Cemal Paşa’nın Haydar Paşa konusundaki fikrini sorması ve olumsuz yanıt alması üzerine, yerine Miralay İsmet Bey’i tavsiye etmektedir. Enver Bey, çeşitli nedenlerden dolayı onun yerine Mustafa Kemal Paşa’yı görevlendirmek ister. M. Kemal Paşa, Cemal Paşa ile görüşür. Daha sonra bir takım kararlar alınır. Mustafa Kemal, emrindeki bölgenin genişletilmesini isterken, diğer yandan Ordu Komutanı yetkisi verilmesini istiyordu.

 

Medine’nin boşaltılması isteniyordu. Fahrettin Paşa’nın bu işi yapması istenir. Fahrettin Paşa, o yıllarda bazı geri çekilmeler görülmesine rağmen, millî mücadelenin ruhunun merkezi olan mukaddes toprakları terk etmeyi aklından bile geçirmemiştir.

 

Fahrettin Paşa cevap olarak, boşaltma emrini kabul ettiğini ancak küçük bir birliğin orada kalmasının faydalı olacağını düşündüğünü bildirir. Fakat Cemal Paşa, buna bir anlam veremez. Ama Enver Paşa’ya bu notu ulaştırır.

 

O da Sadrazam Talat Paşa’ya durumu iletir. Fahrettin Paşa’nın dileği kabul olur ve Medine’de kalır. Ancak bir yıllık erzak depolamak için işi ağırdan alır. Bu da Cemal Paşa’nın dikkatinden kaçmaz ve kendisini bir telgraf ile uyarır.

 

Mukaddes Emanetin Dönmez Dâvâcısı

Fahrettin Paşa, Medine’de bulunan “Mukaddes Emanetler”i dikkatle toplayıp, tertipler ve 19 Mart 1917 günü Medine’den kalkan trenle İstanbul’a gönderir. “Mukaddes Emanetler” denen bu eşya ve hediyeler arasında Peygamberimize ait eşyalar da vardır.

 

Fahrettin Paşa’nın taktikleri ile Hicaz Seferi kuvvetlerinin büyük bir bölümü elinde kalmış fakat erzakı tükenmek üzeredir. Elinden geldiği kadar tren yolunu açık tutmaya çalışmaktadır. Daha sonraları beraberindeki birliklerden Arap olanlar çöllerde firar eder, buna sonraları Türk askerleri de eklenir. Bunun yanısıra açlık, hastalık vb. şeylerle mücadele veriliyordu.

 

Şehrin dışında Lawrens’in örgütlediği güçler egemen olmuş, içeride ise; Fahrettin Paşa egemen olmaya çalışıyordu. Binbir zorluğa katlanarak, Fahrettin Paşa; Medine’yi kuşatanlara karşı bir set gibi duruyordu. Hal böyleyken aldığı bir telgraf, Paşa’yı adeta yıkar.

 

Telgrafta, Filistin cephesinin yarıldığını, Şam’ın düştüğünü öğrenir. Artık dayanacak tek bir desteği kalmamıştır. Durumu askerlerine üç gün sonra bildirir. Artık askerler gruplar halinde kaçmaya başlar. Subaylar arasında da hoşnutsuzluk mevcuttur.

 

İşte böyle zor bir Cuma günü minbere çıkıp “Ya Rasulallah! Ben seni bırakmam!” diye haykırıp, ağlamıştır. Bu olayın üç gün sonrasında anlaşma şartnamesiyle gelen bir Osmanlı Yüzbaşısına; “Halife teslim ol demeden teslim olmam!” der.

 

Ancak ilerleyen günlerde askerler arasında çözülme başlamıştır. Fahrettin Paşa hâlâ direnmektedir.

 

Artık çevresinde kimse kalmadığını görünce 5 Ocak 1918 günü yerini Miralay Necip Bey’e bıraktı. Sonra Haremi Şerif’e gidip veda namazı kıldırdı.

 

Ardından istirahata çekilmek istediğini söyledi ve bir süre odasına kapandı. Paşa’nın odadan çıkmadığını görenler endişelendi.

 

Çünkü, Paşa’nın bir defasında böyle duruma gelinirse intihar edebileceğini söylediğini herkes biliyordu. Çeşitli hilelerle Paşa’nın kılıç ve silahını almaya çalıştılar ve sonunda başardılar. Çünkü artık takati kalmamıştı. Ve nihayet bir gün yatağından alınarak, İngilizlere teslim edilir.

 

Not: İsmet BOZDAĞ’ın “Osmanlı’nın Son Kahramanları” adlı kitabından faydalanılmıştır.

 

 

BARAN Dergisi Sayı: 49

en ilginç YORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

<<<<<-----------SON SAYFA<---->SONRAKİ SAYFA -------------->>>>>

son dakika haber FRANSIZ AKADEMİSYEN RUDY ANDRIA: “DOĞRUDAN ENERJİ VE NÖRO

son dakika haber FRANSIZ AKADEMİSYEN RUDY ANDRIA: “DOĞRUDAN ENERJİ VE NÖRO

son dakika haber Zere’den Mirzabeyoğlu’na kadar Ertosun klasiği

son dakika haber İnsan zihni kontrol altında mı?

son dakika haber Benim Başıma Gelen Her Ân, Herkesin Başına Gelebilir

son dakika haber Prof. Salim ÖĞÜT Yaşar Nuriyi Yerden Yere Vurdu:

son dakika haber ‘Mirzabeyoğlu Canlı Canlı Mezara Gömülmek İsteniyor!’

son dakika haber “İLİM VE İRFAN BABASI” İMAM-I AZAM EBU HANİFE’

son dakika haber Uluslararası Hukuk ve Terörizm

son dakika haber Gizli telkinle Kur'an terapisi nasıl olur?

son dakika haber Bir İmaj Cemaati

son dakika haber MAHBUB’ÛL AŞIKÎN (AŞIKLARIN SEVGİLİSİ VE ESMA-İ NEBÎ)

son dakika haber Hanedanın Sürgün Öyküsü

son dakika haber Patanili direnişçiler ilk kez konuştu

son dakika haber Bir Hikmet Notu İLM-İ LEDÜN VE İBDA (*)

son dakika haber Hangi Ahlâk Hangi Hukuk?

son dakika haber JİN

son dakika haber MİRAÇ

son dakika haber “Önümüzdeki Dönemde Çeçenistan’la Beraber Bütün Kuze

son dakika haber “Sana Musa’nın kıssası erişti mi?”

son dakika haber Râmuzu’l-Ehâdis’den:

son dakika haber EHLİ SÜNNETTEN AYRILMAYIN!

son dakika haber ABDÜLKÂDİR CEZÂYİRÎ

son dakika haber Anadolu`nun genleri dünya haritası gibi

son dakika haber Erkeklerden ayrı okuyan kızlar daha başarılı

DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON
DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON
DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON
DURALİ DURMAZ-DELİ COŞAR PRODüKSİYON